07 Ağustos 2009 Cuma

Errör - 2

Geldiğim ilk yıl 22 golle Gol Krallığı yaşayıp, adımı tarihe altın harflerle yazdırmayı başardım.Ligde rakiplerinden 5 puan, Şampiyonlar Liginde 3 maçta 7 puan alan takımın kaptanı iken Sakaryalı olmam sebebiyle dönemin başkanı Ali Şen tarafından takımdan uzaklaştırıldım. Başkan hatasını anlayıp özür diledi fakat gittiğim Kocaelispor maçında ayağımın kırılması sebebiyle sevdiğim formama dönme şansını bulamadım.

Hayatımın ilerleyen zamanlarında da başarılı olmayı amaç edindim.tabıkı her ınsan gıbı hayaller kurdum ama asla hayal perest gıbı yaşamadım ınandım ıstedım çalıştım ve başarmaya devam edıyorum her kesın kendısının en ıyısını başarması dıleklerımle saygılarımla.

Uygun'un Sivasspor.org'daki Kendi Yazdığı Özgeçmişi
Errör - 1

29 Temmuz 2009 Çarşamba

2288

http://www.2288gs.com

28 Temmuz 2009 Salı

Hayrola Kaptan?

Hortumlu Sigara

‘Hortumlu sigara' yöntemi kısa sürede ilgi odağı oldu. Buna göre, ince bir hortumun uçuna bantlanan sigara pencereden dışarıya bırakılıyor. Hortumun diğer ucunda masa başında oturan müşteriler dumanı hortum sayesinde çeken müşteriler, hemen yandaki tahliye hortumu ile dışarıya üflüyor. Böylece içeride hiç duman olmuyor.

Sigara Yasağını Hortumladılar - Radikal

21 Temmuz 2009 Salı

Bütün Kötülüklerin Anası

Alkol, esasen Britanya futbol folklorunun bir motifidir. Orada taraftar zaten umumiyetle zurna gibidir. İçkili lokantacılar ve malt imalatçıları ada futbolunun ilk finansörleri arasındaydı. Böylece müşteriye yakın oluyorlardı. O sıralar bir Britanyalı işçinin günlük bira tüketimi ortalama 1.7 ile 4 litre arasında hesaplanıyordu ve mahdut boş saatlerinde bu adamlar pub’dan bir tek stada gitmek için çıkıyorlardı.

İçiyorlarsa sebebi var - Tanıl Bora

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Errör


16 Temmuz 2009 Perşembe

Tobol: 1 - Galatasaray: 1

Hastası olduğum Battlestar Galactica biteli birkaç ay oluyor. İnsan ırkı ile insan üretimi olan yapay zekaya sahip Cylon adı verilen robotlar arasındaki mücadeleyi konu alan ve yalnızca bir uzay dizisi değil aynı zamanda din, politika, ordu ve devlet ilişkileri gibi popüler konulara da eğilen bir diziydi BSG. Dizide Cylonlar tek tanrıya, insanlar ise Kobol Tanrıları adını verdikleri bir takım tanrılara inanırlardı. Maç öncesinde "Kobol-Tobol, eheheh..." şeklinde gülüyordum içimden içimden.

İşte bu tip düşünceler düşüyordu aklıma Tobol ile Galatasaray arasındaki maç öncesinde. Battlestar Galactica'yı ve Kobol Tanrıları'nı düşünen olmasa da, bizim topçuların da maçtan daha farklı, daha ilginç, daha heyecan verici şeyler düşündüklerini düşünüyorum maç sırasında.

Birkaç gündür beylik ve tanburacı yazarlarımızın da belirttiği üzere, gençlerin yeni taktik ve anlayışa ne kadar uyum sağlayabilecekleri üzerine bir denemeye girişti Rijkaard. Gidecekler ve kalacaklar belli olacaktı yani ufak ufak. Gençlerden kastım maçın ilk yarısında ileri üçlüyü oluşturan Aydın, Yaser ve Erhan Şentürk oluyor. Aydın'ın ve Yaser'in, ama özellikle Yaser'in orta saha ile iletişimi son derece kısıtlıydı maçın genelinde. Burada orta saha oyuncularının geçen seneye göre Rijkaard usulü optimize edilmiş dizilişi tam olarak benimseyemesinden çok, Yaser'in ve Aydın'ın içerisi ile olan maddi ve manevi kopukluğu dikkat çekiciydi benim nazarımda. Görünüşe bakılırsa bu üçlüden ikisi kirayı hakediyor olur ileriki günlerde. Takımda kalan Aydın mı olur yoksa Yaser mi olur, bu da teknik kadronun tasarrufu olacak.

Maça dair bahsedilmesi gereken diğer bir nokta ise çok belirgin olarak gözlere çarpan Gökhan-Servet ikilisinin defanstan top çıkaramamasıydı. Beklerin orta saha çizgisinden ileriye çıkmayı abartması ve ortadaki üçlünün de yeterince top istememesi ile Quasimodo gibi kamburunu çıkara çıkara topu birbirlerine tepmek durumunda kaldı bu kara kuleler. İkinci yarıda Baros ve Arda'nın girişi ile biraz kıpırdandı orta saha ama bu olası problemin kronik hale gelmemesi için şimdiden önlemlerin alınması gerek diye düşünüyorum. Gökhan ve Servet'i toplasan bir Popescu çıkmayacağı için farklı bir yöntemin bulunması lazım takım tertibi içinden.

Son olarak: Aziz Yıldırım'a laf sokmasını biliyorsun Adnan Polat Bey, ama hani nerde bizim yeni formalar? Yeni transferler ile gaza gelmişim, cebimden paracıklar taşıyor, forma almak için yanıp tutuşuyorum ben burada. Evet alakasız oldu. Hazır alakasız yazmışım, devam edeyim. Sabri, Juventus ile görüşmelere başlamış. Sabri'ye yıllık 1,2 milyon euro vermeye hazırmış İtalyanlar. (şaka yaptım lan, şaka)

Doomsday: 19 Temmuz

Artık hangi mekânlarda sigara içilebilecek, hangilerinde içilemeyecek?

Konutlar hariç, kamu alanları dahil tüm kapalı alanlarda, taksiler dahil tüm toplu taşıma alanlarında, dershanelerin, tüm okul öncesi, ilk ve ortaöğrenim kurumlar’nın, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanlarında sigara içmek yasak.Özel hukuk kişilerini ait olan lokanta, kahvehane, kafeterya, birahane gibi tüm eğlence hizmeti verilen yerler, açık havada yapılan her türlü spor, kültür, sanat, eğlence faaliyetinin yapıldığı yerler ve seyir yerleri de yasak kapsamında kalıyor. Ancak, bu tesislerde tütün ürünlerinin tüketilmesine mahsus alanlar oluşturulması halinde toplam seyir alanının yüzde 50 ’sini geçmeyecek ve ortamda bulunan diğer kişilerin etkilenmesini önleyecek şekilde düzenlemeler yapılacak.

Sigara yasağının uygulanmadığı bir yer kaldı mı?

Evet kaldı. Huzurevi, akıl hastanesi, cezaevi, şehirlerarası veya uluslararası denizyolu araçlarının güvertelerinde sigara içmek serbest olacak.

Sigaralı restoran, kafe gibi sadece sigara içenlere özel yerler açılabilir mi?

Hayır, açılamayacak.

Sigara yasağını delen vatandaş ne kadar ceza ödeyecek?

Yani yasak olduğu yerlerde sigara içen vatandaşlar 2009 yılı için 69 lira para cezasına çarptırılacak.

Sigara izmaritini yere atanlara ne ceza uygulanacak?

Kabahattler Kanunu’na göre izmaritini yere atanlar 25 lira ceza ödeyecek.

Sigara yasağının uygulanması esnasında vatandaşlar ve işletmeciler hangi kurumlar ile muhatap olacaklar? Karşılarında hangi kurumları görecekler?

Sigara yasakları konusunda, belediye sınırları içinde belediye encümeni, dolayısıyla da belediye zabıtası ve polis sorumlu olacak. Belediye sınırları dışındaysa, mülki amir sorumlu olacak ve görevlendirdiği kişiler yasaklar konusunda denetleyici olarak görev yapacak.

İşyerimin balkonunda, yangın merdiveninde sigara içebilecek miyim?

Hayır, içilmeyecek.

33 soruda dumansız hayatın ilkeleri - Radikal

14 Temmuz 2009 Salı

Sigara ve Futbol

On yıl kadar geri gidersek dahasını da söyleyeceğim. 1946-56 arasında Tottenham forması giyen (9 kez milli) Eddie Baily, yeni çıkan light sigaraların reklam yıldızı idi. Gazete ilanında, elinde sigarasıyla şöyle sesleniyordu tüketici milletine: “Maçlardan sonra ağzınızın nasıl kuruduğuna inanamazsınız. Bunun için ben, hem dolgun hem yumuşak tütün tadıyla Craven A’yı tercih ediyorum.”

Kaleye bir cigara içimi mesafede - Tanıl Bora

Ayhan'ın Sıkıntısı

"Sarı kırmızlı takımda daha önce “Arda’ya seve seve kaptanlığı veririm” diyen ve kendisini her ortamda destekleyen Ayhan Akman “Kimse merak etmesin Arda G.Saray’a yakışan bir kaptan olacak” diye konuşurken, şu günlerde kendisinin tek sıkıntısının ayağındaki tırnak batması olduğunu kaydetti."

http://www.sporx.com/futbol/superlig/159860/?ref=ABML5

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Bursasporlu Olmak

Atatürk Stadı önünde toplanan yaklaşık 200 kadar yeşil-beyazlı taraftar adına konuşan Mehmet Güzelsöz, Bursaspor taraftarları olarak, kentte Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray takımlarının futbol okullarını ve ürün satış mağazalarını istemediklerini söyledi.

Güzelsöz, yaptıkları bu açıklamanın son uyarı niteliği taşıdığını ifade ederek, ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır." dedi.

01 Temmuz 2009 Çarşamba

Ferguson'un Son Projesi

Ekvador Milli Futbol Takımı formasını 34 kez giyen 23 yaşındaki futbolcu da yeni kulübünün internet sitesinde yaptığı açıklamada, ''Wayne Rooney, Rio Ferdinand ve Ryan Giggs gibi isimlerle aynı takımda, 76 bin taraftarın önünde oynamak müthiş bir deneyim olacak. Başlamak için sabırsızlanıyorum'' dedi.

http://www.ntvmsnbc.com/id/24980082/

30 Haziran 2009 Salı

Twin Towers

Gökhan Zan’la uzun yıllar milli takımda birlikte oynadığını belirten Servet, “Gökhan’la beraber aynı kulüpte oynar mıyız” diye sohbetlerimiz oldurdu. Milli takımda çok oynadık. Birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Ayrıca bizim takımımızda Emre (Aşık)Ağabey, Emre Güngör, Semih Kaya, Murat Akça ve PAF Takımdan gelen arkadaşlarımız var. Gökhan’la ben milli takımda beraber oynuyoruz diye, burada da biz oynayacağız diye bir şey yok. Bütün arkadaşlarımız, Gökhan ve ben de oynamak için elimizden geleni yapacağız. Son kararı hoca karar verecek. Geçen sene defans olarak sıkıntılar yaşadık ama bu sezon yaşayacağımızı düşünmüyorum” dedi.

http://www.galatasaray.org/futbol/futbol_as/haber/4162.php

26 Haziran 2009 Cuma

Facebook Taraftar Anketi

Efenim bırakınız artık Telegol üzerinden, Spor Stüdyosu üzerinden "En çok taraftar kimde?" anketleri için 3428'e mesaj atarak GSM operatörlerini zengin etmeyi. Benim fikrim geldi ve matematiksel veriler üzerinden çok fena sosyolojik tespitler yapıcam birazdan. Hedefim Facebook'taki fan sayfaları üzerinden en çok taraftara sahip takımı bulabilmek ve çözümlemeler yapmak.

Veri tabanımı tahmin edeceğiniz üzere Facebook kullanıcılarından oluşturuyorum. İnternet kullanmayı bilen 15-35 yaş arası çoğu erkek, azı kadın olan ve denek olduklarından haberdar olmayan bir denek topluluğu var karşımızda. Facebook üzerinden kendini tanımlamaya bayılan bu kesim, futbolun din olarak görüldüğü ve takım tutmayının ibne sayıldığı bir toplumda yaşıyor. Bu da verilerin doğru çıkma ihtimalini artıran ve yüzleri güldüren bir durum.

Kızları ağına düşürmek ya da spam mailleri ile ailelerin ocaklarına incir ağacı dikmek isteyen bir kesim bulunuyor "feys" kullanıcıları arasında. Bunlar düzenli olarak "İddia ediyorum 1 milyon tane Atatürk seven/Galatasaraylı/Fenerbahçeli/Hrant Dink'i sevmeyen bulabilirim" gibi gruplar kuruyorlar. Bunlara kılım. O yüzden subjektif olma rahatsızlığı duymaksızın bunları araştırmaya dahil etmiyorum ve eliyorum. Fan sayfaları asıl odak noktam ancak arama motorundan Galatasaray ya da Fenerbahçe yazdığımda karşıma birkaç tane fan sayfası çıkıyor. İrili ufaklı fan sayfalarını da görmezden geliyorum ve en çok üyeye sahip fan sayfaları üzerinden taraftar sayılarını karşılaştırıyorum. Çünkü Türk milleti zekidir ve en çok üyeye sahip gruba monte eder kendini. Ne işi var 100 kişilik fan sayfasında?

Arama motorunda Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı arattığımda, en çok üyeye sahip fan sayfaları, rakamları ve linkleri şöyle:

Fenerbahçe: 1,236,169 üye
Galatasaray: 1,079,738 üye
Beşiktaş: 378,195 üye

Rakamlara baktığımızda kendini Fenerbahçeli olmak üzerinden tanımlamaya bayılan Fenerbahçeli taraftarlar Facebook'ta da zirveyi bırakmamış. Mehmet Topuz transferi sırasında üye sayısında bir dalgalanma yaşamış olsa da dik durabilmiş ve geleceğe gururla bakıyor bu sayfa. Göz yaşlarımı siliyor ve Galatasaray'a geçiyorum.

Aristokratik, teknokratik ve idiomatik görüşleri tek potada eritmiş Galatasaray'ın taraftarı ise ikinci sırada bulunuyor. Mektepli ve alaylıların da tek potada eridiğini görüyoruz bu grupta ki bu da göz yaşlarının sel olup akmasına sebep oluyor ama değişen bir şey olmuyor ve ikinci sıradalar. 200 bin farkla.

"Herkes bir gün Beşiktaşlı olmasın, o ayrıcalık bizde kalsın." düsturuyla sokağa çıkan, meydanındaki heykelin önünde saygı duruşuna geçen ve küfüre karşı olan hem de çok karşı olan Beşiktaş taraftarı ise belli ki internet başında ilim irfan peşinde koşacağına, kahvehanelerde pişpirik atmakla meşgul. Ama ziyanı yok. Bu fark da zamanla kapanır diye umut etsinler. Nicel olarak olmasa da nitel olarak Beşiktaş taraftarı büyüktür.

Araştırmamın sonuna gelirken, sizleri selamlamak ve terli olmayanlarınızın yanaklarından öpmek istiyorum. Bu güzel araştırmanın sonunda şunu anladık ki Facebook'ta en çok Fenerbahçe'nin üye taraftarı var. Ama Facebook kullanmayan taraftar sayılarını hesaba kattığımızda Afyonkarahisarspor'un büyük atağa kalktığını ve dosta güven düşmana korku pompaladığını görebiliriz. Afyonkarahisarspor ve Yeni Nazillispor gerçeklerini görmezden gelmeyin.

New Era

Rooney, Ferdinand ve çekik gözlü arkadaşlarının (uzak doğu pazarı mı dedi birisi?) tanıtımında kullanıldığı Manchester United'ın yeni forması yeni bir döneme işaret ediyor kanımca. Şu formanın güzelliğine bir dikkat kesilin hele. Üç ana renkten oluşuyor ve orta kısımda bulunan v şeklindeki siyah şeritin kazandırdığı keskin hatlarla "benim bir hikayem var ulan" diye bağırıyor yeni forma. Artık öyle yaratıcılıktan uzak formalara yer yok iddiasını taşıyor bu yeni forma.

"Bu bizim klasik, efsane formamız" diyerek çubuklu formaya sırtını dayayanlar, yaratıcı olmak adına turuncu gibi, yavruağzı gibi, cam göbeği gibi renklere sarılanlar artık kabuklarına çekilsinler. Bize hikayesi olan, hikayesi olabilecek formalar verin istiyoruz sevgili kulüp sahipleri. Ondan sonra isteyin 80-90 lirayı, ben sigaramdan kısmaya razıyım.

http://www.sporx.com/futbol/ingiltere/157869/?ref=AKM1

5 ay sonra ilk posta. Devamı da gelir posta posta.

05 Şubat 2009 Perşembe

44

"Galatasaray varsa umut vardır. Galatasaray'ın olduğu her yerde umut vardır."

04 Şubat 2009 Çarşamba

Sivasspor: 4 - Galatasaray: 2

Rahatsız edici bir maçtı Galatasaraylılar açısından. Takım sahaya 5 yedekle çıkmış, 18'i tamamlamak için sokaktan adam çevirmeye düşecekler neredeyse. Eksik olanlar da takımın iskeletinden fazlası, olmazsa olmazları. Böylesi bir durumda sağlıklı yorum yapmak zor tabi, düşünün Sabri'yi aradı bu gözler.

Türkiye Kupası'nın saçma sapan kura sisteminden dolayı iki grup liderinden birinin eleneceği bu çeyrek finalin ikinci ayağında iki takım da çok sıkıcıydı. İkisi de uzun ilişki yaşayan ve yan yana durup da sus pus takılan sıkılgan ergenler gibiydiler ki anlayabiliyorum bir ölçüde çünkü bu maç onların 2 haftadaki 3. karşılaşmaları. Hepsi de tatsız, tutsuz geçmiş; sürekli bir itiş, kakış, hoş olmayan görüntüler falan. Yani anlayacağınız futbola dair olanlar yine sınırlıydı bu eşleşmede, hele ki güzellik namına birşeyler koyacak olanlar da sakat olunca böylesi bir umut beslemek bile günahtı, yasaktı izleyenlere.

Sonucu Arda ve Yaser'in beceriksiz penaltı atışları belirledi. Gençliğimin 3 saatini yiyen bu karşılaşmadan Galatasaray da galip çıkabilirdi ve kimse şaşırmazdı. Ağzı leblebi tozuyla dolu veletler gibiydik maç sonunda. Onca zaman sabrettik ama futbola dair tek bir güzel anını hatırlamıyorum şu maçın.

STAT: 4 Eylül
HAKEMLER: Bünyamin Gezer, Muhittin Gürses, Asım Yusuf Öz
SİVASSPOR: Petkoviç, Abdurrahman, Sedat, Diallo, Murat Sözgelmez, Musa (Balili dk. 65), Sylla, Sezer (Mohammed Ali dk. 83), İbrahim, Kamanan, Mehmet Yıldız
YEDEKLER: Akın, Faruk, Pacheco, Tevfik, Tum
TEKNİK DİREKTÖR : Bülent Uygun
GALATASARAY: Aykut, Emre Güngör, Meira, Emre Aşık, Hakan Balta, Barış (Volkan dk. 113), Mehmet Topal, Mehmet Güven, Arda, Nonda (Yaser dk. 102), Ümit Karan
YEDEKLER: Orkun, Serkan, Alparslan
TEKNİK DİREKTÖR: Michael Skibbe
KIRMIZI KART: Mehmet Yıldız (dk. 118) (Sivasspor)
GOLLER: Arda (dk. 8) (Galatasaray), Kamanan (dk. 30) (Sivasspor)
SARI KARTLAR: Hakan Balta, Emre Güngör, Emre Aşık, Barış (Galatasaray), Sylla, Sezer, Murat Sözgelmez (Sivasspor)
ATILAN PENALTI: Hakan Balta (Galatasaray), Diallo, Balili, Kamanan (Sivasspor)
KAÇAN PENALTI: Arda, Ümit Karan, Yaser (Galatasaray), Mohammed Ali (Galatasaray)

03 Şubat 2009 Salı

100

17 Şubat 2008'den bugüne 100 posta... Nice 100'ün aşkına geliyor sıradaki parça: Black Strobe'dan I'm a Man.

02 Şubat 2009 Pazartesi

Kolbastı

Trabzon'un yöresel dansı kolbastı içinde bulunduğumuz dönemin yeni modası artık. Hayır, "Yemekteyiz Karadeniz"de yemek sonrasında çıkan kolbastı gruplarından dolayı değil, Trabzonspor'dan dolayı. Bordo mavili oyuncular performanslarıyla yengeç dansını da çiftetelliyi de kaldırdılar piyasadan.

Benim asıl dikkatinizi çekeceğim konu kolbastı nasıl popüler oldu, hangi bölgeden çıktı, nasıl değişime uğradı, yengeç dansını nasıl ekarte etti falan değil. Fotoğrafa bakmanızı istiyorum önce. Trabzonsporlu bir grup oyuncu deplasmanda 2-0 mağlup ettikleri Ankaraspor maçının ardından, saha içinde bu seneki alışkanlıkları üzerine kolbastıyı icra ediyorlar.

En solda Senegal'in Guédiawaye ilinde doğmuş olan Tony Slyva var. Onun solunda Zagreb doğumlu Hrvoje Čale. Nkanglikock, Kamerun doğumlu Rigobert Song'un arkasında kalan soldan dört numara Münih doğumlu gurbetçi Ceyhun Gülselam. Üstünde Ankaraspor forması olan Selçuk İnan ise İskenderun doğumlu. Onların hemen yanındaki Balıkesir doğumlu Egemen Korkmaz'ın "biz biliyoruz da mı oynuyoruz, haydi Alanzinho haydeee" diyerek itelediği Alanzinho sambanın memleketi Rio de Janerio'da doğmuş.

Resimde yalnızca iki Trabzonlu var: Soldan üçüncü sıradaki Hüseyin Çimşir ve en sağda kalan Tayfun Cora. İkisinin de gözlerinden mutluluk okunuyor. Sahada zafer için beraber ter akıttıkları iş arkadaşları, onlarla beraber bilerek ya da bilmeyerek Trabzon'un yöresel oyunu kolbastıyı oynuyorlar. Kolbastı onların kenetlenmesini sağlıyor. Kolbastı neşe katıyor onlara, arkadaşlıklarını pekiştiriyor. Bu güzel karakterli oyuncuların bir de başarılı olması şehre de enerji katıyor ve böylece kenetleniyor Trabzon halkı. "Neden" diyorlar işte o yüzden, "neden şampiyon olmayalım?"

Kolbastı - Vikipedi

iki tombul bir dark ya da iki paket kısa malbuşa yazıların hakları verilir. arzu edilirse danışmanlık hizmetimiz de mevcuttur. hot prospect for the future'lar, wonderkid'ler falan hep ilgi alanlarımızda. bahise karşıyız. çok para kaybettik. - troy ve spade
şubat 2008