2 Mart 2008 Pazar

Hastasıyım - Francesco Totti

Bilenler bilir. Taparım Francesco ''il Capitano'' Totti'ye. Roma'nın bayrak adamı, büyük kaptan, Winning'de bizimkilerin baş belası ( Troy, Emo, Kenan, Volkan ve Musti'ye selam olsun hahah ) bir garip topçudur. 40 metreden vurur, ceza sahasından affetmez, serbest vuruşlarda 90'lardan örümcek ağları temizler falan filan işte ne bileyim. İstemiyorum Totti için ''Tehlikeli Futbolcu'' gibi klişe lafları kullanmak. Neyse adettendir biraz bahsedeyim kendisinden.

Francesco 27 Eylül 1976 yılında Roma'da doğdu, iyi de yaptı. Daha 16 yaşındayken 1993 yılında AS Roma A takımında yer buldu kendisine. Kaçınılmaz olarak yıllar içinde takımın değişilmezi, herşeyi oldu. Çok fena karizmasıyla da küresel anlamda hatunların ağzının sularını akıttı, akıtmakta, tabi biz işin futbol yönündeyiz. Gerçi kız olsam... Öhöm, neyse. Çok erken yaşlarda ortaya çıkmasından mütevellit, ne zaman patlama yapacak, ortalığı dağıtacak diye beklendi durdu. Ve o patlamasını 2000 yılında yaptı. İtalya'da yılın futbolcusu ödülünü kazanan Totti, aynı yıl İtalya Mili Takımının da Euro 2000'de finale çıkmasında önemli rol oynadı. 2000/2001 yılında AS Roma, Kaptan Totti'nin önderliğinde tarihinin ilk Serie A şampiyonluğunu aldı, Totti de taraftardan ''il dio biondo'' (Sarı ilah ) lakabını. 2006 Dünya Kupası'ndan sonra milli takımı bırakan Totti, kulüp bazında boş durmadı ve 2006/2007 sezonunda Serie A'da 26 gol atarak gol krallığını ve Avrupa Altın Ayakkabı ödülünü aldı. Futbol hayatına da Roma'da başlamıştır Roma'da bitirecektir, aksi düşünülemez, AS Roma Ultras ( AS Roma'nın fanatik taraftarları ) yıkar o şehri yoksa.

Daha bir sürü ayrıntı var onun hakkında ama Totti'yi Totti yapan ayrıntılar değil, olayın bütünü. Zaten sinirim bozuldu şimdi hakkını vere vere dökemiyorum yazıya onunla ilgili düşüncelerimi de olduğu kadar artık. Bir kere Totti, efendi bir futbolcu değildir dostlar. Gördüğüne daldığı da vardır, Poulsen isimli talihsiz arkadaşın suratına 1 kilo tükürmüşlüğü de. Zaten bu adamı ya seversin ya nefret edersin, ya da taparsın. Kanımca hala dünyanın en iyi bir kaç topçusundan biridir, yaşı 32'yi göstermesine rağmen. Bir zeval gelmedikçe başına futbolu bırakana kadar da öyle kalacaktır, tıpkı Zidane gibi. Yukarda saydığım bizim çocuklara da sesleniyorum, daha çok canınızı yakıcak beyler...

Forza il Capitano!!!

0 comments:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008