28 Nisan 2008 Pazartesi

Galatasaray: 1 - Fenerbahçe: 0

24 Nisan 2008 Perşembe

It is Playoff 'Time'

Konsept dışı ama hoşuma gitti de ekleyeyim dedim. Malum, Nba 2008 playoffları başladı bir iki gün önce. Helecanla takip ediyoruz. Organizasyonun enfesliği üzerine fazla kelam etmek boşa çene yormak olur, yine enfes reklamlar gördük bu sene de. Carly Comando'nun Everyday şarkısı eşliğindeki foto animeleri pek bir hoş, izlerken orgazmik tadlar yakalıyoruz. Bir de face-off tadında video ve afiş halinde reklamları oldu. Kobe ve Shaq mesela, suratlarının birer yarısı yapışmış halde güzel replikleri konuşageliyorlar. Bir de playoff'ta eşleşen takımların yıldızlarına aynı numarayı çekmişler. İşte "Yalnızca biri galip çıkacak" tadında faceoff temalı reklamlar.

Time dergisi biraz esinlenmiş. Plagirism'den sınıfta bırakırdı bizim hocalar olsa. Hoş olmuş ama yine de.

15 Nisan 2008 Salı

15 Nisan Hillsborough Yıldönümü

Sheffield’deki Hillsborough Stadı’nda oynanan Federasyon Kupası Finali’nde karşı karşıya gelen Liverpool ve Nottingham Forest takımı seyircilerinin yol açtığı izdiham nedeniyle 94 taraftar ölmüş, 170 kişi yaralanmıştı. [haber ve foto desteği]

14 Nisan 2008 Pazartesi

Winning Eleven ile 10. Yıl

5 Nisan 2008 Cumartesi

Bugün Bayram, Erken Kalkın Çocuklar

Zamanlı mı oldu, zamansız mı oldu, dereyi geçerken at mı değiştirdik, katırdan mı indik gibi sorulara girmeye hiç gerek olmadığını düşünüyorum. Bugün bayram Galatasaray için. Yeni yönetimin yaptığı ilk olumlu icraat. Bir de oyuncuların birikmiş borçlarını yatırmışlar gazetede çıkan habere göre. İki önemli icraat vuku bulmuş bugün, bayram gibi seyran gibi.

Sene başında geldiğinde basın toplantılarındaki tavırlarına bayılmıştık Kalli'nin. Kendine güvenen, aklındakini dilinden sakınmayan bir tecrübe abidesi... Yeniden yapılanmanın başlangıcı... Disiplini ile gençlere yol gösterecek, grupları hizaya sokacaktı. Gerets'e harcanmayan para onun için harcanmıştı. Gök mavi, yer yeşil, hava bol oksijenliydi Florya'da. Antremanları seyircilere açmış, basının haber yapabilmesi onlara destek olmuş, herkesten artı puan almıştı. Kafalarda bir soru işareti vardı yine de: Kalli'den sonra yerine kim gelecekti? 2 yıllık kontratı olan yaşlıca bir futbol insanı, daha önce Beşiktaş'taki macerası birkaç hafta sürmüş. İstiyoruz ki, Terim'in Denizli'nin geçtiği yoldan Kalli'nin yanında yetişerek Bülent Korkmaz, Suat Kaya ya da Abdullah Avcı da geçsin. Meğerse o plan Ahmet Akçan'mış. Yine de dert etmiyorduk o günlerde.

Sonra bir Beşiktaş maçı geldi. Şükür ve Lincoln kamptan uzaklaştırıldı sudan bir sebep uğruna. Biri kızını, biri akrabasını odasına aldı diye ağızlarına biber sürüldü. Disiplinin dozu kaçtı.

Sonra Fenerbahçe derbisinde, Kadıköy'de Sabri ön libero yapıldı. Alex'e kilit vursun diye. Sonra Emre Güngör, sonra Servet Çetin, ondan önce de kamp döneminde Tomas. Bundan başka Hasan Şaş bek pozisyonlarında denendi, Ümit Karan'ın kanatlardaki performansı merak edildi. Arda göbekte harcandı, Lincoln ve Nonda küstürüldü. Orkun ve Aykut psikolojik deli oldular her gün gazetede çıkan Isaksson haberi ile. Her maç taktik değişti; orta sahasız ya da santraforsuz deneyimlerle futbolda yeni fikirlere gebe olduğunu kanıtladı kendisi. Kıçında yara, bademciğinde iltihap çıktı diye defalarca takımı yalnız bıraktı. Torununu mu özlemişti yoksa?

İyi oldu gitmesi. Gitmeseydi geri kalan 6 haftada daha çok konuşulacaktı icraatları, daha çok polemik yaratılacaktı basında ve Florya'da. Hiç şampiyonluk ümidi yoktu o kulübedeyken, şimdi onun gidişiyle denebilir ki onsuz şampiyonluk ümidi var. Takımı toplayabilecek abiler var kadroda. Duygusal oyuncular çoğunlukta. Galatasaray sever böyle dibe vurmaları. Bu dibe vurmaların sonu hep güzel olmuştur.

Bugün bayram, bugünden sonrası da ümit dolu.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008