7 Haziran 2008 Cumartesi

Portekiz: 2 - Türkiye: 0

Şurada birşeyler yazmışım zamanında. Özet olarak demişim ki: Terim'e karışmayalım, uyum göstereceğine inandığı oyuncuları kadroya aldı, uyumu bozacağını düşündüğü oyuncuları ise ne kadar iyi olsalar bile kadrodan çıkardı. Bunun yanına bir de eklemişim, ne kadar seçim yaparsa yapsın, çok afedersiniz diyip küfretmek istedim burda ama tepki falan geliyor çeşit çeşit kesimden, neyse diğer takımlara kıyasla dezavantajı bol, zekası kıt, şaftı kayık, pekmezi akık bir kadromuz var. Ha ama bu kadroyla kupa falan diyoruz, götümle gülüyorum ben orda işte. Neyse, o yazıda bahsettiklerim bunlar aşağı yukarı, yine göz atmak isterseniz buyrun bakın.

Maç sonrası patron çıksa karşıma "yaz ulan çakma Tanburacı, işin bu senin" dese yazamazdım. Hafif bir gerginlik, aşağı yukarı bir pms hali mevcuttu. Ha hakkaten pms biz maskülenlerde olsa "pms oldum ulan, kaçılın" diye bağırabilirdim. Sinir katsayısı tavan yapmıştı. Niye dersen, Terim'in bu kadar gerizekalı olabileceğine inanmıyordum çünkü. Pek çok eş dost Terim'e olan güvensizliğinden bahsederken bense ona kısmen de olsa güveniyordum. Aslında benimki güven hesabı değildi de "hoca olan o, kariyeri belli, doğru seçimleri yapmıştır" gibi bir yaklaşımdı. Tabi şu maçı izledikten sonra farklı düşünüyorum artık.

Ulan yazdıkça yazmayasım geliyor, sinirlendim yine bak.

Bak arkadaşım, bak. Nerde bizim hücum setlerimiz falan? Onu sorayım önce. Ezelden beridir aslında hücum setimiz olmadan hücum ederdik sanırım da, o zamanlar Şükür denen biri vardı, onun indirdiği toplardan meyve toplardık. Şimdi onun yerini alabilen biri de yok, e futbol zekası dediğin şey de topraktan yetişen karpuz gibi olmuyor, çıkmıyor bir anda. Birileri, ki onun Terim olması lazım, bu hücum zekasını ve setlerini kafalarına çakamıyor oyuncuların, o zaman gelmiştir hüsran zamanları.

Şu Portekiz maçındaki oyunla 96daki gibi gol atamadan döneriz evimize gibi geliyor bana. Tuncay "ayşegül tatilde" Şanlı denen ibibik yavrusu topla samanı karıştırmış. Nihat, ki kendisi la liga'nın top 5'indedir, desteksiz halde işlevsiz oluyor. Mevlüt pek heyecanlı. Yani şimdi daha sayıcam da diğer arkadaşları, ümit yok lan hiç. Kim atıcak golü bu anlayışta. Kimler hazırlayacak golü?

Maçtan aklımda kalan bir Colin "duble" Kazım, biraz Aurelio, biraz da Servet. Bu son cümleyi de laf olsun diye söyledim ha. Ne faydası varsa.

Sözün özü, önceki yazıdaki bitirişimi buraya yapıştırıyorum.

Elimizdekinin ne olduğunu bilelim. Coşmayalım. Bu turnuvaya katılmak bir başarı, iyi top oynayıp saygı kazanmak daha da güzel bir başarı.

not1: Terim'in seçimlerine saygı duyalım falan demişim önceki yazıda. Bazen saygı duymasak da olur aslında.
not2: Arda tırnaklarını yedi durdu kulübede, yazık lan herife. Niye sokmadın vicdansız?

1 comments:

The Glorious Strategist dedi ki...

Cristiano nun karşısında bi Ümit Özat, bi ibrahim Üzülmez aradı gözlerimiz aslında, bi tek ofsayt taktiği ve defans kurgusu ayaktaydı ilk yarı, ikinci yarı zibidi Sabriyle o da çöktü...

Sanki sadece durdurmaya çıkmışız da geri kalan yerlerde "atın abi topu ileri biri gider atar" hesabına girmişiz.

Yazık ya, Fatih Terim hayatımızda alamayacağımız parayı bi haftada alıyo...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008