19 Eylül 2008 Cuma

Bellinzona: 3 - Galatasaray: 4

Dostlarla izlediğimiz bir maç oldu. Dostların arasında cisim olarak, beden olarak dost olanların yanı sıra, şişe olarak balık olarak dost olanlar da vardı. Maç öncesi ve sonrası keyifli, arada bolca küfür ve şaşkınlık.

Maç öncesi beklentim bol gollü geçmesiydi. Bol gol kısmını gerçekleştirecek olan taraf sarı kırmızılılardı tabi. Bol gol atarken yemeyi de becererek konuşacak bolca malzeme yarattılar izleyenlere.

Dağınık bir oyundu. Skibbe 442 ile devam etmek yerine, 352'yi tercih etmişti eğer gözler yanılmıyorsa. Yanılmıyorsa diyorum çünkü ofanstan defansa geçerken ya da defanstan ofansa geçerken defans kurgusu yeni düzene alışkın olmadığından dağınık bir görüntü verdi. Serkan Kurtuluş kimi zaman sağ bek, kimi zaman da sağ kanadı parsellemek isteyen bir 352 oyuncusuydu. Volkan Yaman da aynı şekilde. İkisi de ileriye çıkışlarıyla ofansı zenginleştirdi ancak ikisi de hem savruk oyunlarıyla geride boşluklar bıraktı hem de ofansta gerçekleştiremedikleri son paslarda takıma zarar verdi. Serkan için iyi bir tecrübe oldu. Biraz fiziğini geliştirirse Uğur Uçar'la forma rekabeti takıma büyük fayda getirecektir.

Lincoln uzun zamandır ilk defa göze hoş gelen bir futbol oynadı. Bunun sebeplerinden biri rakibin ceza sahasından uzak bir şekilde oyun kurması ve rakipte bir Egemen Korkmaz, bir İsmail Güldüren, efendime söyliyim bir Yalçın Ayhan olmaması. Rakip defans hiç rahatsız etmedi Lincoln'ü ve o da rahat rahat oynadı oyununu. Ara paslarıyla hücuma ve skora şekil vermeye çalıştı. Eğer ileri ikilide ve kanatlarda oynayacak olan oyuncular ileriki maçlarda yaratacakları tehditlerle Lincoln'e olan baskıyı azaltabilirlerse ve Lincoln de bu geriden oyun kurma işini yapmayı sürdürürse tribünlerin "Lincooln, Lincooln" diye yaptıkları sonsuz tezahürat boşa çıkmaz. İleride anlarız yanılıp yanılmadığımızı.

Kewell ve Baros için ayrı bir paragraf açmak lazım. Onları Galatasaray'a getirmek büyük bir işti ve onlar şu anda ne kadar kaliteli olduklarını gösteriyorlar. İyi ki varlar, büyük şanslar izleyenler için ve takım için. Maç çeviren oyuncular olur ya hani, Galatasaray bu açıdan epey şanslı bu yıl. Kötü oynadığı maçlarda sarılacağı can simitleri şu iki adam olacak ki onlarla birlikta adları anılabilecek olan Arda, Lincoln, Ümit Karan gibi adamlar var.

Özet olarak söylemek lazım ki bu maç kesinlikle bir ölçü değil. Galatasaray defansta ve ofansta neler yapabileceğini gördü ve galibiyetle beraber özgüven tazeledi. Haftasonu oynanacak olan Kocaelispor maçı Skibbe ve oyuncular için çok anlamlı olacak. 3 gün arayla oynanan ikinci karşılaşmada da alınacak bir galibiyet takıma çok pozitif etki edecektir.

0 comments:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008