28 Eylül 2008 Pazar

Galatasaray: 4 - Konyaspor: 1

İlk 3 dakika sessizdi tribünler. İlk düdükle beraber televizyonun başına geçmiştik arkadaşla. Bayram tatili ve hava muhalefeti nedeniyle stad boş herhalde diye düşündük, çıt çıkmıyordu stattan. Alpaslan Dikmen'in vefatı üzerineymiş, öğrendik sonradan. Koca stadın 3 dakika boyunca saygı gösterisinde bulunması yakınlarını duygulandırmıştır eminim. 4. dakikayla beraber tezahüratlar başladı ve yaklaşık 5 ile 25. dakikalar arasında sadece Alpaslan Dikmen için tezahürat yapıldı. Sahadaki oyuncuların ritmini bozan bir tezahürattı üstelik. Tamam saygı göstermek çok önemli ve değerli. Pankartlar asılmış, maç öncesi saygı duruşu olmuş, takım sahaya ellerinde bez afiş ile çıkmış "kalbimizdesin" diye, üstüne bir de eşi görülmemiş güzellikte bir sessizlik yaratılmış 3 dakika boyunca. Hepsi çok güzel de, 20 dakika boyunca takımın ritmini bozan ve bir yerden sonra bayan bir tezühürat yapıyorsun. Ev sahibi takımın rakibi bozacağı, boğacağı ve baskısını hissettirip oyunu karşıya yıkacağı dakikalar, ilk yarım saat yani. 25. dakikada en sonunda üçlü çektirildi ve oyuna dahil oldu taraftar. Bu dakikadan sonra da birşeyler yapmaya çalıştı Galatasaray. Tabiki oyunsuzluğu taraftarın ritimsiz tezahüratına bağlamıyorum ve saygı gösteriyorum saygı gösterme şekillerine. Ama ortadaki gerçek bu: takımın ahengini etkilediler.

Bu maçla beraber artık çoğu kişinin görmüş olduğunu düşünüyorum: Mehmet Güven bu takımın kontenjan topçusudur. Mahalle arasındaki gazozuna maçlarda eksik takımı tamamlayan "düz" oyuncuya benzetiyorum Mehmet Güven'i. Maç boyunca hep aynı şey geldi aklıma; bu adamın yerine defansın önüne Şaş'ı da koysan, Arda'yı da koysan, Baros'u da koysan daha azını yapmaz. Takımın balansını ve akışkanlığını sağlayacak olan pozisyonda Oğuz Çetin'den daha ağır oynayan ve bunun yanında aynı futbol zekasını barındırmayan bir oyuncu. Üzgünüm aslında, potansiyeli var diye diye kredisini tükettirdi.

Bu iki konunun maçın önüne geçmesine izin vermemek lazım elbette. 3 haftada 12 gol atan turuncu bir takım var karşımızda. Gollerin çoğu Kewell, Baros, Lincoln'den, azı Nonda'dan. Kewell ve Baros Türkiye'de ne yapıyor bilmiyorum, iyi ki varlar ama. Efektif bir oyun, birbirini anlayan oyuncular, birbirini seven oyuncular gördü izleyenler. Kaliteleriyle, hep beraber formalarının hakkını veriyorlar.

Bu takım kötü oynadığı maçlarda dahi oyunu çevirebilmek için aldı bu yabancıları. Turuncular takım halinde iyi ya da kötü oynadı demek istemiyorum bu maçta. Ölçü değil çünkü bu maçlar. Beşiktaş'la, Fenerbahçe'yle ya da Avrupalılarla yapılan maçları daha dikkatli gözle izlemek lazım. Geçen seneki takımda bu kadar net düşünmüyordum ama böyle isimlerle artık biliyorum ki, en kötü oynadığı maçlarda bile Anadolu takımları önünde Galatasaray hep birkaç adım önde.

Konyaspor'dan bahsedersek kısaca; bütün Anadolu takımlarına şunu öğrettiler: Galatasaray'ı bozmanın yolu mantıklı pres yapmak ve iyi bir kaleci ile yırtıcı bir santrafora sahip olmaktır. 1 ve 3.'sü vardı: pres ve Veysel Cihan. Maalesef Jefferson zayıf halkasıydı takımın. Kötü oyunu, maçın kopmasına yardımcı oldu.

STAT: Ali Sami Yen
HAKEMLER: Yunus Yıldırım , Gökhan Memişoğlu , Neşet Merdin
GALATASARAY: De Sanctis , Hasan Şaş , Meira , Servet , Hakan Balta , Ayhan , Mehmet Güven (Volkan dk. 46 ), Arda , Lincoln , Kewell (Yaser dk. 72 ), Milan Baros (Alparslan dk. 82 )
YEDEKLER: Aykut, Emre Aşık, Serkan Kurtuluş, Murat Akça
TEKNİK DİREKTÖR: Michael Skibbe
KONYASPOR: Jefferson , Cihan , Şener , Mihajlov , Ömer , Erhan (Koray dk. 65 ), Kaue , Zafer (Mustafa Er dk. 65 ), Mehmet Çoğum (İsmail Güldüren dk. 70 ), Fahri , Veysel
YEDEKLER: Oğuzhan, Uğur, Koray, Erdal, Fatih
TEKNİK DİREKTÖR: Giray Bulak
GOLLER: Milan Baros (dk. 8 ve 61), Lincoln (dk. 51), Kewell (dk. 66) (Galatasaray), Erhan (dk. 11) (Konyaspor)
SARI KARTLAR: Meira (Galatasaray), Koray (Konyaspor)

1 comments:

abbio dedi ki...

O günkapalıda olanlar olarak söyliyeyim Konya maçında 0-5 mağlup olmayı göze almıştık ve öyle istiyorduk, ama ağlamaktan gözlerde yaş kalmadığında rahmetli için bir 3'lü ile başlayalım deyiverdik..
Senin hiç dostun öldü mü Abidin?
Ve o gün dostunun babasıyla tavla maçı yaptın mı Abidin????

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008