31 Aralık 2008 Çarşamba

Biri Boşta Olmalı

Bu sabah oynanan Portland-Boston maçında, 2. çeyreğin sonunda Portland 6 oyuncu ile sahadaydı hücumu sırasında. Hakemler Portland hücumunu durdurmadı ve spikerin "There are 6 Blazers on the court, someone has to be open!" deyişi arasında sayı buldular. Celticsli oyuncuların itirazları sonucunda sayı geri alınmadı ama kurallar gereği hakem triosu Portland'a teknik faul çaldı. Denizli'nin 6 yabancı hadisesinden eğlenceliydi izlemesi.

Brandon Roy'dan yoksun Portland, şampiyonu 91-86 yendi.

27 Aralık 2008 Cumartesi

Germany vs Greece


Monty Python: International Philosophy @ Sinemaestro

25 Aralık 2008 Perşembe

2. Cumhuriyetçi All Starz

Geçtiğimiz yılın geyiği bu ama çok esaslı geyik ve Etyen Mahcupyan'dan bahsedince buna da girmek farz oldu. Kendisini sol içe yerleştirmişler. Özdemir İnce'nin kurduğu Cumhuriyetçi 11'e karşıydı bu 11.

Bir de Radikal Futbol'dan hatırlarım, felsefecilerin 11'i vardı. Platolar, Marxlar, Camuslar vardı sahada. Marx takımın 10 numarasıydı örneğin. Hey gidi hey. Nerden bulayım da koyayım şimdi onları.

Kalede Mehmet Barlas, geri dörtlü M.Ali Birand, Cengiz Çandar, Murat Belge, Mehmet Altan. Orta saha Eser Karakaş, Etyen Mahçupyan, Ali Bayramoğlu, Hasan Cemal. İleri ikili Şahin Alpay ve Orhan Pamuk.

http://www.haber3.com/news_detail.php?id=284635

24 Aralık 2008 Çarşamba

Etyen Mahcupyan ile Santra

"Siyaset yazarlarının futbol sayfalarına da yazmalarının nedeni basit aslında. Daha çok para kazanmalarından önemli olarak politika yazarken yarattıkları sert imajı, futbol yazıları ile törpülüyorlar ve okuyucularının gözünde daha sempatik bir hale geliyorlar. Hobi olması da cabası."

Benim tespitim değil yukarıdaki törpü benzetmeli tespit. Keşke olsa ama değil. Etyen Mahcupyan'ın. Geçtiğimiz haftasonu o ve onunla beraber çeşitli akademisyenler, gazeteciler ve bilimum değerli kişiler Boğaziçi Üniversitesi'nde konferanslar verdiler. "Türkiye'de Öteki Olmak" konulu konferansın organizasyon komitesindeydim ben de ve katılımcı ve konuşmacıları memnun etmek, onları pış pışlamak gibi görevlerim vardı.

Cuma günü öğlen yemeğine Etyen Hoca da bizimle beraber katılmıştı. Tanışmıyordum kendisiyle o ana kadar. Uzaktan baktım. Yemeğini bitirmiş, kahvesini içmiş ama mutsuz gibi. Kimse ilgilenmiyor kendisiyle. Gandalf misali sakalını sıvazlıyor falan. "Bak" dedim arkadaşıma, "kanka olucaz şimdi Etyen'le". Neyse gittim yanına müsadesini alarak. Bir iki akademik sohbetten sonra klasik soruma girdim. "Hangi takımı tutuyorsunuz" sorusu klasik "buzları kırma" sorumdur. Yabancıysa da "Viç van du yu nov? Galatasaray or Fenerbahçe? Bi anıst!" derim, kalbinden vururum Barbara'yı, Jonathan'ı.

- Hocam, son yıllarda siyaset yazarlarının ya da daha geniş anlamıyla entellektüel çevrenin aynı zamanda futbol da yazması hakkında ne düşünüyorsunuz? (bir iki isim saydım orda, bir de haşmet babaoğlu'nu ekledim, niyeyse, siyasetçi değil kendisi) Siz düşünmez misiniz futbol yazmayı Haşmet Babaoğlu gibi? Mizaç olarak da andırmıyor değilsiniz? Sakal falan? (cesarete bak oha)

- Haşmet Babaoğlu gibi mi olayım? (sakalı sıvazlayarak, hafif bir tebessüm)

- Yok hocam, o sizin gibi olsun da, ehi ehi. (sempatik dana)

Derken yukarıdaki tespitini dillendirdi Etyen hoca. Ben "eeeööö, çok doğru hocam, vay beh" diyerek saygılarımı sundum orada kendisine.

Deniz Gökçe ve daha önce ismi aklıma gelen ama şimdi gelmeyen diğer dönek törpücü siyaset yazarları, size diyorum. Futbol yazmaya devam edin, saygılar efendim.

Aslantepe v0.2

Aslantepe.biz postunda inşaatın fotoğraflarını görebilirsiniz diye sizleri haberdar etmiştik.

Bu fotoğraf da yeni düştü basına. Garaj üzeri inşaa edilen tribünler ile kapanınca ve saha ortaya çıkınca daha da heyecan verici görünmüş inşaat halindeki Aslantepe. Sahanın çizgilerini niye çiziyorlar bilmem, ya işçiler paydoslarda ter atıyorlardır (ki tarihi bir andır bu onlar için) ya da daha gerçekçi seçenek olarak işçileri ve fotoğrafı görenleri motive etmek amaçlı çizilmiştir o çizgiler. Motive olduk mu peki? Motive olmayı bırak, titredim ben burda, sallandım, tüyler diken diken.

18 Aralık 2008 Perşembe

Kültür Emperyalizmi

"Burger King'i severdim ama hiç yakıştıramadım bu video'yu onlara" diyecek değilim. Burger King de McDomalts da aynı bokun soyu. Hayatımdan çıksalar üzülmem hiç. Whopper Virgins adını verdikleri videoda Tayland, Romanya ve Grönland'a gidip daha önce hamburger yememiş olan fakir yerel kabile insanlarına Whopper ve BigMac tattırıyorlar ve hangisini beğendiklerini söylemelerini istiyorlar. Herkes Whopper diyor tabi. Kodumun kültür bombardımancıları. Hamburgerin üstündeki susam kadar değeriniz yok insanlık için.

http://www.whoppervirgins.com/

14 Aralık 2008 Pazar

De Sanctis


Zaten hastasıyım tarzının, sempatikliğinin, bir de şu sahneyi gördüm ya, daha da "Aykut'u görmek lazım arada" demem bundan sonra. De Sanctis iyice sevdirdi kendini. Doğallığına bakar mısınız arkadaşın? Neşe kaynağım oldu iki gündür şu video.

11 Aralık 2008 Perşembe

Dinamo Kiev: 1 - Fenerbahçe: 0

Volkan ve Cihan biraderlerle gündüzden planımızı yaptık, önce aylardır beraber oynamadığımız winning eleven ile gönülleri ferahlatıcaz, eğlenicez, ardından da Fenerbahçe'nin Uefa'ya devam etmek için kazanmak "zorunda" olduğu D. Kiev maçınız izliycez.

WE'de ikisine de 4-5 tane salladığım helecanlı maçlardan sonra bu sözde ölüm kalım maçını izlemek pek keyifsiz, pek tatsız, pek zevksizdi. Masaya hesabın geldiği ana kadar biz muhabbetimiz ile maçın boktanlığını unutturduk birbirimize ama yalnızca çay içip berkecan gibi bir maçı izledikten sonra gelen 27 liralık hesap bizi bir düşündürttü. Nerede hata yapmıştık?

Hata bizim hatamız değildi. Sorun Türk zihniyetindeydi sanırım. Bayılırım böyle genellemelere ama naparsın arkadaş... 37 ekran çatal antenli televizyonda bedava izlenebilecek bir maçı, mekanına izlemeye gelen ve içtiği çaydan, meyve suyundan edeceğin karı öpüp de başına koyacağın bir ortamda sen müşterinden 5 lira maç parası (gaz debriyaj parası) alıyorsan her türlü pisliği hakediyorsun demektir. Çayın taze olduğu gerçeği ise hiç değiştirmiyor bu durumu. Bursa'da FSM bulvarındaki Rose Restorant'dır bahsettiğim. Adımınızı atmayınız.

Dakika 87 gibi geldi hesap. Uzatmalarla beraber son 6 dakikada verdiğimiz 9 lirayı nasıl çıkartırız diye düşündük. Volkan çayına atmadığı şekerleri yemeye başladı, ben yere düşen çöpü kaldırmadım, bi ara kül tablasını ve masada duran plastik çiçeği hacılayabilir miyiz diye geçirdik aklımızdan. Bu sırada maça döndük ve son dakikalarda bir olay olur ve vesileyle torunlara anlatacak bir hikaye çıkar da böylece 5 lirayı haketmiş olur pezevenk çaycı diye hayaller kurmaya başladık. O sırada Maldonado hıyarı kırmızı kart gördü. Eksik olmasın. Kart sonrasındaki bakışları yetti.

Öyle yani. Ercüment gibi maçtı çok afedersin. İsmail gibi maçtı.

not: antu.com'un görsellerine ve mizah anlayışına hayranım. forza antu.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008