25 Temmuz 2010 Pazar

This is Liverpool


Official Liverpool FC Shirt Swap
Yükleyen footballove. - Diğer spor ve ekstrem spor videolarına göz at.

22 Temmuz 2010 Perşembe

Veni Vidi - 7

14 Temmuz 2010 Çarşamba

13 Temmuz 2010 Massive Attack İstanbul Konseri

Dün gece itibariyle bu topraklardan bir Massive Attack geçti. Bilet satışının son gününde Garanti Bankası'nın geçtiği ucuz bilet kıyağıyla gitmeye karar veren bendeniz, sadece farklı bir müzik deneyimi yaşamayı bekliyorken, görsel ve işitsel anlamda oldukça doyurucu bir konsere gitmiş oldum. Bilen çevrelerde trip-hop, kabaca ise elektronik müzik olarak tanımlanabilecek olan Massive Attack, trip-hop'a getirdikleri rock, soul ve reggae çeşitlemeleriyle Kuruçeşme'ye gelen binlerce kişiyi 2 saate yakın süre boyunca beklenenden fazla tatmin etti diye düşünüyorum.

Konserin işitsel kısmında beklenen kesinlikle oldu: Bir MA uzmanı değilim ancak yaptıkları şeyi müzikten çok büyüye benzetmek, haklarında atma tutma cesareti gösteren bendenizi küçük düşürmez diye düşünüyorum. Sayelerinde ciğerlerimiz basa doydu, kulaklarımız sefa pezevengi gibiydi. Ama asıl beni şaşırtan görsel şovlarıydı. Görsel şovdan kastım ise sahnedeki kocaman led ekranda dönen yazılar, rakamlar ve çeşitli görseller... Şu kısa hayatımda gittiğim en politik konserdi diyebilirim. Savaş karşıtı ve ayrıca devrim ve özgürlük yanlısı çıkışları, kapitalist tüketim toplumuna ve yanında İsrail, Amerika ve BP krizine geçirilen güzellemeler, Mavi Marmara'dakiler için bir parça çalınması, Youtube yasağına, Kavak Yelleri ve Aşk-ı Memnu'ya, Demet Akalın'a ve Bodrum sosyetesine sarkastik şekillerde değinmeleri gibi hadiseler benim için bu konseri unutulmaz kıldı.

Güzel müzik, güzel arkadaşlar, güzel boğaz manzarası, antibiyotiğin üzerine ılık da olsa kaymak gibi giden bira. Son günde bira diyetimi MA için bozdum. Hala da hayattayım, hallelujah!

n.p: Massive Attack - Inertia Creeps

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Veni Vidi - 6

LeBron James story results in mirth and anguish on front pages.

9 Temmuz 2010 Cuma

Kral Çıplak

Altı takım istiyordu LeBron "The King" James'i. Her talibinin iyi kötü tarafları vardı elbet ama ben özellikle iki takımı ona yakıştıramıyordum. Bunlardan biri Clippers'tı ki fazla söze gerek yoktur Los Angeles'ın itilmişi Clippers ile ilgili. Kendileri James ile görüşme kopardıklarında bunu havai fişeklerle kutlamışlardı. Çeşitli nedenlerden dolayı hayli umutsuzdular. Diğer yakıştıramadığım takım ise Wade'in yanına Bosh'u katmış olan Miami Heat'ti. Jordan'ın forma numarasıyla oynayan, sırtına sırtı kadar "The One" dövmesi yaptıran, lakabı kral olan bir egodan beklenmezdi iki süper yıldızın yanına katılmak. Yanılmışım. Tek tesellim benimle birlikte milyonlarca insanın daha bu sabah saatlerinde aynı duyguları yaşaması.

Anlıyoruz ki henüz 25 yaşında olmasına rağmen büyük sorumluluklar almaktan, oynadığı takımı sırtlamaktan yorulmuş LeBron James. Anlıyoruz ki artık kral olarak anılmak istemiyor. Anlıyoruz ki hakkındaki balon yakıştırmaları onu daha iyi olmaya itmek yerine, üzerinde katlanılamayan bir baskı yaratıyor. Peki ne olur bundan sonra?

Kadrosunda üç süper yıldızın yanında yalnızca bir tane oyuncusu olan Miami'nin idari kadrosu bu yaz biraz terler. Eklemesi gereken 8 oyuncu daha var ve cap space'lerini 3 maksimum kontrata harcadıkları için paraları kalmadı. Bu 8 oyuncu da veteran ya da genç olacak ve çok az paraya oynayacaklar. Tamamlayıcı olmaları beklenen bu oyunculardan, bir de Boston'daki trioyu tamamlayan Rondo, Perkins ya da Eddie House olmaları beklenecek. İmkansız değil ama zor dostum. Pat Riley o güzel yağlı, İtalyan saçlarını yakında dökebilir.

Bir diğer konu da şu ki, Dwyane Wade, LeBron James ve Chris Bosh isimleri yan yana geldiğinde insanın tüyleri ürperiyor ancak hele bir soluklanıp oturduğumuzda bu oyunun tek topla oynandığını hatırlayabiliriz. Lakers yıllar öncesinde Jerry West, Elgin Baylor ve Wilt Chamberlain ile ya da yakın zamanda Malone, Payton, Shaq, Kobe ile şampiyon olamamıştı ancak Boston üç sene önce benzer potansiyeldeki trio ile kaldırmıştı kupayı. Yani kesin olan şey bu üçlünün varlığının rakip takımlar üzerinde psikolojik bir baskı yaratacağı ancak Mayıs-Haziran ayındaki başarıyı koçun saha içi ve dışındaki yönetimi, egolar arasındaki uyum, tamamlayıcı oyuncuların yetenekleri ve yönetimin idare becerisi gibi faktörler belirleyecek.

Bana göre duygusal olarak çarpıcı olan konu ise şu ki artık LeBron James ve Kobe Bryant arasındaki "kim daha iyi, kim daha efsane" karşılaştırması sonsuza kadar bitecektir. LeBron'un bu hareketi ile Kobe, Jordan'a daha da yaklaşmıştır. O hem Jordan'ın gölgesi ile boğuştu, hem Shaq'ın gölgesi ile boğuştu hem de yeni çocukların varlığı ile boğuşuyor ve görünen o ki her birinde de başarılı oluyor ve olacak. Black Mamba şu anda muhtemelen ellerini ovuşturuyor ve öğleden sonra altına gireceği ağırlıkları düşünüyordur. Onun için doğu yakasında yeni bir "öteki" var artık ve bu üçlüyü yenmek onu Jordan'ın üzerine çıkarabilir.

Şahsi fikrim Miami taraflarındaki bu çılgın projenin başarısız olacağı yönünde. Herkes onların ligi süpürmesini bekliyor olacak. Önlerinde yaşları itibariyle uzun yıllar var gibi gözükse de olası başarısızlıklar halinde kimse bu fantezinin sonsuza kadar sürmesini arzulamaz. Mayıs-Haziran gibi ben buralarda bu yazının linkini veriyor olacağım. Tahminimde yanılırsam da bu yazının print'ini alıp afiyetle yerim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008