26 Kasım 2010 Cuma

Riley Koş, Heat'i Seviyorlar

Amerikan kamuoyunda Pat Riley'nin Erik Spoelstra'yı indirip kendisinin başa geçeceği beklentisi hep 2005 yılındaki talihsiz ama bir yandan da -sonuç odaklı bakılırsa- haklı harekete dayanır. Takımın kötü gidişatından ve oyuncuların Riley gibi saygı duyacakları(!) bir hoca istemelerinden dolayı Stan Van Gundy zorla istifa ettirilmiş ve takım Riley'in kenara gelmesi ile beraber sezon sonunda şampiyon olmuştu. Şimdi benzer bir senaryo tekrar yaşanıyor ve herkesin beklentisi Riley'nin tekrar sahaya inip takımı zafere taşıması. İşte burada insanların istemsiz olarak yaptığı yanlış gözleme ve tutarsız inanca değinmek gerekiyor ki o da farklı zamanlarda benzer eylemin aynı sonucu vereceği yanılgısıdır. Bilmek gerekiyor ki Riley artık 65 yaşında ve saha stresini kaldıramayabileceğini kendisi dahi belirtiyor ve ben bunun blöf olduğunu düşünmüyorum. İşin başka bir yönü de Riley gibi yüksek egolu bir efsanenin, yalnızca çevreden gelen teşvikle (ve o teşvik ağlamaklı bile olsa) kaybedeceği bir işe gireceğine ihtimal vermiyorum. Bu sene Heat'in karşısında 2005 finallerinde karşılaştıkları Detroit ve Dallas'tan çok daha iyileri var. Ayrıca her ne kadar süperstar dense de ne Lebron (25) ve Bosh (26) yeteri kadar üst düzey tecrübeye sahipler ve ne de Wade bu takımı o büyük egolarla beraber mantık çerçevesinde taşıyabilecek kadar iyi. Yani bazen babalar, ismi Pat Riley bile olsa, sevenlerini üzebilir.

O yüzden duruma farklı bir şekilde yaklaşmakta fayda var. Varolan problemi tek bir neşter darbesiyle yok etmek ve ertesinde her şeyin düzeleceğine dair inanç, insan psikolojisindeki kolaycılığa ve hemen olsunculuğa örnek olarak gösterebilir ancak bazen ince ayarlar yapmak, zor olsa da, hastanın asıl ihtiyacıdır. Madem sene başında kıyasla tecrübesiz, oyunculuk kariyeri olmayan ve dolayısıyla saygı uyandırması için farklı faktörlerin devreye girmesi gereken Spoelstra gibi genç bir adamda karar kılındı, şimdi bu stratejinin devamını getirmek ve ona göre düzenlemeler yapmak lazım. Temmuz 2010'da yazdığım yazıda çokça eleştirmiştim ancak Riley olabilecek en iyi şekilde Lebron, Wade ve Bosh'un etrafında yer alacak parçaları takıma dahil etti. Sonraki aşama ise kağıt üzerinde iyi duran bu takımın pratik anlamda da iyi işlemesi. 2002 Lakers'taki Horry, Fox ve Fisher'ın, 2005 Heat'teki Mourning, Payton ve Walker'ın ya da 2008 Celtics'teki Rondo, House ve Perkins'in takımları için düzenli olarak nasıl skor ürettiğini ve oyun planlarında yarattıkları çeşitliliği hatırlayalım. 2010 model Heat için ise LeBron ve Wade dışında skora düzenli katkıda bulunan ve vasfı role player olan birini işaret etmek mümkün değil. Bunun yanında Big Three'nin son halkası olan Chris Bosh üzerinden istikrarla oyun çizilememesi de ayrı bir garabet. İşte bu nokta, sahaya inmek yerine, Riley'in Spoelstra'yla omuz omuza verip katkıda bulunması gereken konudur. Çünkü bu oyun ne bir bilgisayar simülasyonu ne de LeBron ve Wade her gece 48 dakika oynayabilirler. Hele de sezon öncesindeki "The Decision" programı ve spot ışıkları altındaki "Bundan sonraki dynasty'nin adı belli: Miami Heat. Eheh." demeçleri ertesinde Heat dışındaki 29 takımın da onlara sezon boyunca diğer rakipere kıyasla daha hırslı, bileylenmiş ve odaklanmış bir biçimde yaklaşacağı belliydi. Marketing olarak başarılı ancak sportif olarak oldukça başarısız bir off-season yaşanmış ki sezon öncesi kombineleri tüketen, forma satışlarında patlama yaratan Heat taraftarı artık takımlarını yuhalamaya başladı.

Sezon 82 maçtan oluşuyor ve 14 maç sonundaki Heat derecesi (8-6) son derece yetersiz. Yaşanan sıkıntının üç aşağı beş yukarı nedenleri belli ve bunlar takımın iyi bir ofans kitabının olmaması, pota altında üretken olamamaları ve yalnızca şut hücumuna güvenmeleri ve ayrıca ego paylaşımının hakça yapılamamasının yanında psikolojik faktör olarak gösterilebilecek "Fuck Spoelstra, we need Riley, seriously!" yaklaşımı ve Big Three dışında oldukları için geri planda kalan ve efektif olamayan role player'ların motivasyonsuzluğu. Diyeceğim o ki, Şubat'taki All-Star arasına kadar takımın oturması şart ancak önceki yazımda ettiğim iddiayı yineliyorum. Bu takımın başarılı olması halinde haklarında yazdıklarımın print'ini alır, afiyetle yerim. Hala.

0 comments:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008