4 Ocak 2011 Salı

Galiba Necati'ye İhtiyacımız Var

Siz Galatasaraylı olmayanlar için Kasım ve Aralık ayları oldukça sıcak geçti ve hepiniz "I love küresel ısınma" diye dolandınız ortalıkta ama Galatasaraylılar için hava karanlık, puslu ve tatsızdı. Her atılamayan golden sonra yağmur dolu bulutlar bizim başımıza üşüştü, her mağlubiyetten sonra şemsiyemize yıldırımlar denk geldi. Duygu sömürüsünün dibine vurmadan çıkarayım baklayı ağzımdan: Necati Ateş transferi beni tatmin eden bir transferdir.

Henüz resmi sitede duyurusu yapılmadı ancak ben bu transferi olmuş sayıyorum ve de mevzu sıcakken iki kelam etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Deniyor ki Serdar Özkan ve Ali Turan karşılığında getirildi Necati Ateş. Güzel iş, gerçekten. İki kaportacı kardeşimizin de yerine oynayacak Aydın Yılmaz ve Gökhan Zan gibi başka kaportacılar olduğundan dolayı gönderilmeleri yerinde bir hareket. İkisi için de umut beslemedik değil ve "Galatasaray'ın olduğu yerde her zaman umut vardır", kabul, ancak sabrın da bir sınırı var, evet. Özetle, hep konuştuğumuz diplerde gezen takımdaki diplerde gezen yerli kalitesi diz hizasına geldi böylece.

Gizli özneleri geçelim de gerçek özne olan Necati Ateş'e gelelim. Hakan Şükür ve Ümit Karan'la beraber oynadığı 2003-2007 yıllarında 134 maçta 58 gol atmış kendisi. İleri uçta yeteneği el verdiğince her yere koşturmuş ve o zamanların rekabeti düşük Türkiye Lig'inde Milli Takım'a yükselecek kadar göze çarpmış. Nasıl ki şu an kendisi için küçük takımın (Antalyaspor) büyük golcüsü denebiliyorsa, bahsi geçen yıllarda da küçük ligin büyük takımının büyük golcülerinden biriydi. Bu zincirleme tamlamanın bizi getireceği yer ise şudur: Şu anki durumda Galatasaray Antalyaspor'dan büyük değildir ve küçük takımdan büyük golcü transferi gayet yerinde bir hamledir.

Benim aklıma takılan tek nokta geçmişte özellikle Hasan Şaş ve Hakan Şükür ile yaşadığı problemler ve şu anda da takım içinde oyuncu bazında bir otorite boşluğu olması. Ne var ki bahsi geçen iki karakterin de sütten çıkmış ak kaşık olmadığını hatırlar ve Necati'nin de artık 31 yaşına gelmiş ve dersler edinmiş bir adam olacağını hayal edersek umutlarımızı yeşertebiliriz. Bu transfer Necati için gelecekte güzel bir şekilde hatırlanması için son fırsat. Diğer tarafta ise bu transfer Galatasaray'ın devre arasında yapabileceği en iyi yerli forvet transferi. İki taraf da birbirine umut besliyor ve iki tarafın da birbirine ihtiyacı var gibi görünüyor. Ben şahsen umutluyum. Şu anda yerlerde gezen sarı kırmızı refah seviyem sezon sonunda bel seviyeme gelirse ben sokaklarda şampiyonmuşçasına (ve çırılçıplak) turlar atıyor olacağım. Yani aslında benim de Necati'ye ihtiyacım var.

1 comments:

u-te-ka-u dedi ki...

Çok güzel bir yazı yazmışsınız.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008