20 Ocak 2011 Perşembe

Yekta Kurtuluş ve Bogdan Stancu

Galatasaray adına yapılan sportif işlerin ve ilgili yorumların, gündemi işgal eden malum konuların maalesef gerisinde kaldığı bir zaman yaşıyoruz. Yekta'nın Kasımpaşa'dan transferi dahi son yaşanan kargaşaya bir şekilde bağlanıyor ki içinde bulunduğumuz kafa karışıklığının net ürünüdür diye düşünüyorum.

Biz yine de sportif açıdan bakalım meseleye. Yekta ve Bogdan'ın transferleri özellikle son bir buçuk senedir kendini çok net belli eden orta saha ve forvete transfer ihtiyacına yönelik olmasından dolayı yerinde eklemeler gibi duruyor. Necati'ye ihtiyacımızın olduğunu yazdığım yazının ana argümanı, beklentilerin düşük olmasından dolayı Necati gibi uyum sorunu yaşamayacak bir oyuncunun zarardan çok yarar getireceğini düşünmem üzerineydi. Kupa maçını izledikten sonra ise Necati transferinin yatmış olmasına çok üzüldüm diyemem.

Beklentinin düşük olması durumu Yekta ve Bogdan için de geçerli. Bunda hem Galatasaray'ın ligdeki kötü gidişatı ve kadronun zayıflığı hem de yeni transferlerin isimlerinin büyük olmamasının payı var. Kuvvetle muhtemel Culio'nun yanında Ayhan'la beraber dönüşümlü oynayacak olan Yekta'nın kale hariç her yerde oynayabileceği yorumları yapılıyor. Kesin olan bir şey var ki vasatın üzerindeki fiziği, düzgün kondisyonu ve oyun disiplini ile Galatasaray'ın şu zamanlardaki kadrosuna net bir katkı yapacaktır.

Bogdan için ancak Youtube'taki görüntülerini izleyerek yorum yapabiliyoruz. Göründüğü kadarıyla kendi başına pozisyon üretmektense tamamlayıcı rolde olan ve ceza sahası içinde pozisyon almasını bilen bir uç oyuncusu. Görüntülerinde uzak mesafelerden attığı goller de göze çarpıyor. Pozisyonunun özelliklerini bilen biri olduğunu varsayarsak Kazım'dan da Pino'dan daha iyi bir Baros alternatifi olacağını öngörebiliriz. Yine de biz şimdiden köşeli konuşmayalım ve Culio transferinde yaptığımız gibi yeni transferi Scouting Romania sitesinden okuyalım:
Stancu is on fire and has produced such impressive numbers this season mainly because he goes for the spectacular goal only every once in a while – beware of his shooting ability from outside the box! – and used his agility, composure and eye for the goal to turn into goals mainly the passes that weren’t good enough for his colleagues or weren’t cleared in time by the opposition’s defenders. A look at his exploits will show that most of the goals scored this year came from close range, were simple tap-ins for those who fail to acknowledge the striker’s merits to be in the right place, at the right time.
Neticede, iki transferin de elzem olan mevkilere yapılmasından ve beklentilerin çeşitli nedenlerden dolayı düşük olmasından dolayı şimdilik olumlu göründüğünü söyleyebiliriz. Zamanla üzerinde daha fazla konuşuruz.

0 comments:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bilim sanat felsefe değil, bira sigara futbol. - şubat 2008